TSH, T3 ve T4 NEDİR?
TSH, T3 ve T4 NEDİR?
Tiroid bezinden iki türlü tiroid hormonu salgılanır. Bunlardan daha
fazla salgılananı T4 (%80 oranında salgılanır), daha az salgılananı
(%20’si) ise T3 hormonudur. Hücrelere giren ve etkili olan hormon T3
hormonudur; T4 hormonu hücreye girmez. Bu nedenle T4 hormonu
vücudumuzda özellikle karaciğerde ve diğer organlarımızda deiyodinaz enzimleri
ile T3 hormonuna dönüşmektedir. Bu dönüşümün bozulması durumunda T3
yeterince oluşamaz ve tiroid hormonları etkisini gösteremez.
Kandaki T4 ve T3 hormonları bazı proteinlere bağlanarak dolaşırlar. Bu proteinlere bağlanan tiroid hormonlarına total T4 ve total T3 adı verilir. Kanda bulunan tiroid hormonlarının çok azı kanda hiçbir proteine bağlanmadan serbest olarak bulunur ki, bunlara serbest T3 ve serbest T4
hormonları denir. Serbest T3 ve serbest T4 hormonları total T3 ve total
T4 hormonlarıyla bir denge halinde bulunduğundan tiroid bezinin çalışma
durumunu (az, çok veya normal çalışmasını) en iyi yansıtan testler
serbest tiroid hormonlarıdır. Kan dolaşımından hücrelere total
hormonlar değil serbest hormonlar girmektedir. Bu nedenle total T4 ve
T3 tetkikleri yerine serbest T4 ve serbest T3 hormonlarını ölçtürmek
daha iyidir.
Tiroid bezinin çalışması beynimizin tabanında bulunan hipofiz bezi
tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezi, TSH adı verilen bir hormon
salgılar ve bu hormon kan yoluyla tiroid bezine gelerek ondan tiroid
hormonu yapmasını ister TSH hormonu tiroid bezinin iyot tutmasını
sağladığı gibi tiroid hormonlarının yapılmasını da sağlar.
Tiroid bezi az hormon salgıladığında hipofiz bezi TSH salgısını
artırarak tiroid bezinin daha çok hormon üretmesini sağlar. Bu nedenle
tiroid bezinin az hormon salgıladığı tiroid yetmezliğinde (hipotiroidi) kanımızda TSH hormonu normalden yüksek, fakat T3 ve T4 hormonları düşük olarak bulunur.
Tiroid bezi bazı hastalıklar nedeniyle çok hormon salgılarsa, yani
kanımızda T3 ve T4 hormonları çok artarsa bu defa hipofiz bezinden
salgılanan TSH hormonu azalır. Kanımızda T3 ve T4 hormonları ne kadar
yükselirse TSH hormonu da o kadar azalır. Hipertiroidi
denilen tiroid bezinin aşırı çalışması durumunda kanımızda T3 ve T4
hormonları yüksek iken TSH hormonu normalin altına iner ve düşüktür.
Görüldüğü üzere hipofiz bezi kandaki T3 ve T4 hormon düzeyine göre TSH hormon salınışını azaltıp artırmaktadır.
Hipofiz bezi ise, beynimizde, hipofiz bezinin üzerinde bulunan hipotalamus organı tarafından kontrol edilir. Hipotalamus organı salgıladığı TRH isimli hormon ile hipofiz bezinden TSH salınışını sağlar.
Görüldüğü gibi hipotalamus, hipofiz ve tiroid bezi birbirine bağımlı
olarak çalışan ve birbirlerini kontrol eden 3 bezdir. Tiroid bezini
hipofiz bezi kontrol ederken, hipofiz bezini de hipotalamus organı
kontrol etmektedir. Hipotalamusdan salgılanan TRH hormonu hipofiz
bezini etkileyerek buradan TSH hormonu salgılatır. Hipofizden
salgılanan TSH hormonu ise tiroid bezinden tiroid hormonlarının
yapılmasını ve kana salgılanmasını sağlar.
TİROİD HASTALIKLARITANISINDA TSH, T3 ve T4 ÖLÇÜMÜ
Sıklıkla kullanılan kan testleri serbest T3, serbest T4, TSH, anti-TPO antikoru, anti-tiroglobulin antikoru, TSH-reseptör antikoru, tiroglobulin ve kalsitonin hormonlarının kan düzeylerinin ölçülmesidir.
T4 ve T3 hormonlarının normal sınırın altında veya üstünde
olması tiroid bezinin iyi çalışmadığını gösterir. T4 ve T3 hormonları
düşük ise beziniz az çalışıyor, buna karşılık T4 ve T3 hormonları
yüksek ise beziniz çok çalışıyor demektir. T3 ve T4 ölçümü yaptırırken
serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını ölçtürmek en iyisidir. Total T4
ve Total T3 artık pek kullanılmamaktadır. Gebelerde, doğum kontrol hapı
kullananlarda ve östrojen ilacı alanlarda mutlaka serbest T3 ve serbest
T4 hormon ölçümleri yapılmalıdır.
Tiroid bezinin az veya çok çalıştığını gösteren diğer bir tetkik TSH hormon
ölçümüdür. TSH ölçümünün normalden düşük olması tiroid bezinin aşırı
çalıştığını gösterir. Kan TSH düzeyinin normalden yüksek bulunması ise
tiroid bezinin az çalıştığını gösterir.
Tiroid bezi hastalıklarını teşhiste ayrıca tiroid antikorları denen anti-TPO (diğer adı anti-mikrozomal antikor) ve anti-tiroglobulin
antikorları da ölçülür. Bu antikorların yüksek olması tiroid
hastalığının otoimmün hastalık denilen bağışıklık sistemi bozukluğuna
bağlı olarak ortaya çıktığını gösterir. Otoimmün hastalık vücudun kendi
dokusunu (burada tiroid bezini) yabancı bir doku olarak algılayıp onu
yok etmeye çalışmasıdır. Bu nedenle bağışıklık sistemimiz tiroid bezini
yok etmek amacıyla anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları üretir. Bu
antikorlar tiroid bezine yapışarak hücreleri tahrip eder. Vücudun neden
böyle davrandığı henüz bilinmemektedir.
Anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları en çok Hashimoto hastalığı
denen bir hastalıkta yükselir. Hashimoto hastalığı tiroid bezi
yetmezliği yapan bir hastalıktır. Toplumda bu antikorlar %10 kişide
tiroid hastalığı olmadan yüksek olarak bulunabilir.
TSH-reseptör antikoru, Graves hastalığı denen ve gözlerde büyüme yapan tiroid bezinin aşırı çalışması hastalığında kanda yükselebilmektedir.
Tiroglobulin ölçümü ise ameliyat olmuş ve tiroid bezi tamamen
alınmış tiroid kanserli hastaların izlenmesinde kullanılır. Diğer
hastalıkların teşhisinde pek kullanılmaz. Tiroglobulin düzeyinin
gittikçe artması tiroid kanserinin nüks ettiğini gösterir.
Kalsitonin ölçümü ise medüller tip tiroid kanserinin teşhisi ve
izlenmesinde faydalıdır. Kalsitonin düzeyi yüksek olan nodüler guatrlı
hastalarda medüller kanser şüphesi artar ve başka testler yapılır.
Ameliyat olan medüller kanserli hastalarda kalsitonin düzeyinin yüksek
olması kanserin vücutta bulunduğunu ve devam ettiğini gösterir.
TSH DÜŞÜKLÜĞÜ
TSH DÜŞÜKLÜĞÜ
TSH hormonu Hipofizden salgılanan bir hormondur. TSH tiroid bezinden T3
ve T4 hormonlarının yapılmasını sağlar. Normalde TSH'nın 1.5-3
civarında olması gerekir. Ancak bazen rastgele yapılan ölçümlerde TSH
düşğk çıkabilir. TSH 0.1 'den küçük çıkarsa tiroid bezi çok çalışmaya
başlamış anlamına gelir. T3 ve T4 normal iken TSH düşük ise şu
hastalıklar veya durumlar akla gelmelidir:
1-Subklinik hipertiroidi (tiroid bezinin hafif derecede fazla çalışması)
2- Zehirli guatr ve Antitiroid ilaçlarla tedavi yapılırken
3-Tiroid bezi iltihabı (Tiroidit) sırasında
4-Tiroid dışı bazı hasttalıklarda
5-Kortizon, dopamin gibi ilaçlar
6-Hipofizden TSH az salgılandığında
7. İyotlu tuz fazla yiyenlerde
8. Levotiroksin ilacı kullanan kişilerde
9. Sıcak nodulu olan kişilerde
10. Graves hastalığı veya zehirli guatr başlangıcında
11. Hashimoto hastalığı başlangıcında
12. bazen gebelik sırasında
Subklinik hipertiroidi yani TSH düşük ve T4 ve T3 normal olması genelde
yaşlı kişilerde olur ve çoğunda multinodüler guatr saptanır. Subklinik
hipertiroidizmi olan yaşlı hastalarda atrium fibrilasyonu ve osteoporoz
riski fazla olduğundan ve 60 yaşın üzerindeki hastalarda mortaliteyi
artırdığından mutlaka tedavi edilmelidir (önce propranolol ile, bu
yeterli olmaz veya devam ediyorsa düşük doz propiltiourasil ve RAI ile
).
Bir hastada TSH baskılı (TSH < 0.1) ve ST3 ve ST4 düzeylerinin
normal olduğu klinik tabloya subklinik hipertiroidizm denir. Erişkin ve
yaşlılarda %2’den az saptanır. Prevalansı diyetle alınan iyod miktarına
ve tiroid antikor prevalansına göre bölgesel değişiklikler gösterir.
İngiltere Whickham çalışmasına göre 20 yıllık bir takipte TSH baskılı
olgu sayısı normal popülasyonda % 2-3 oranında saptanmıştır. 65 yaş
üzeri popülasyonda ise % 3.9 oranında görülür. subklinik hipertiroidili
olguların her yıl % 5’i aşikar hipertiroidiye girer. Bu hastalarda
hafif derecede semptomlar vardır. 60 yaşın üzerindeki hastalarda
mortalite oranını artırdığından mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
Subklinik hipertiroidi aşağıda belirtilen nedenlerden oluşur:
A)Endojen subklinik hipertiroidizm
Graves, sıcak nodul, Tiroid bezi iltihapları (subakut tiroidit, sessiz
tiroidit, Hashimoto hastalığı) iyod ve iyod içeren ilaç ve kontrast
madde kullanımı
B)Ekzojen subklinik hipertiroidi (LT4 tedavisi).
NE YAPMALI
TSH hormonu düşük çıktıysa değerlendirilmesi için bir ENDOKRİN UZMANINA
başvurunuz. İyotsuz tuz yiyiniz. Endokrin uzmanı sizden TSH
düşüklüğünün nedenini araştırmak için Tiroid ultrasonu, tiroid
sintigrafisi, Sedimentasyon, anti-TPO, anti-tiroglobulin antikor gibi
testler isyetecektir.
TSH DÜŞÜKLÜĞÜ NE GİBİ ŞİKAYETLER YAPAR:
Bazı kişilerde hiç bir şikayet olmaz ancak bazı kişilerde çarpıntı,
kilo kaybı, zayıflama, halsizlik, yorgunluk, terleme, kaslarda
zayıflık, sinirlilik, aşırı terleme olabilir. Bu şikayetler aşağıda
verilmiştir:
Ellerde titreme
Saç dökülmesi
Sinirlilik, kolay heyecanlanma ve kolay öfkelenme
Canlı bakış, gözlerde büyüme, göz kapağında çekilme
Uykusuzluk, dikkat bozukluğu
Derinin sıcak, nemli ve ince olması
İshal
İştah artışı
Susama
Ağız kuruluğu
Sık idrara çıkma
Kilo kaybı (zayıflama)
Adetlerde azalma veya kesilme
Cinsel istekte azalma, sperm sayısında azalma
Erkeklerde meme büyümesi (jinekomasti)
Kemik erimesi
Kaslarda güçsüzlük
Çabuk yorulma
TEDAVİ:
Tedavi nedene bağlı olarak ENDOKRİN UZMANI tarafından yapılır. İYOTSUZ TUZ YENMELİDİR.
TSH YÜKSEKLİĞİ
TSH YÜKSEKLİĞİ
TSH hormonu hipofiz bezinden salgılanır. Bu hormon tiroid bezinden T3
ve T4 hormonlarının yapılmasını sağlar. Bazen yapılan tetkiklerde TSH
yüksek olabilir (>3 olması). Bu durumda Tiroid bezi az çalışmaya
başlamış demektir.
Tiroid yetmezliği bazen başlangıçta kendini sadece TSH hormonu
yüksekliği (T3 ve T4 normaldir) ile gösterir. Henüz T4 ve T3 hormonları
kanda düşmemiştir. Serbest T4 ve serbest T3 düzeyleri normal iken serum
TSH düzeylerinin hafif yüksek olduğu (5-20 IU/L arası) bu duruma hafif
derecede tiroid yetmezliği adı verilir. Bu durumun tıp dilindeki adı
ise subklinik hipotiroididir.
Belirli bir süre sonra bu hastalarda T4 ve T3 hormonları düşmeye ve TSH
daha da yükselmeye başlar ve o zaman tam tiroid yetmezliği gelişmiş
olur.
Hafif tiroid yetmezliği toplumda tam tiroid yetmezliğinden daha çok
görülür. Özellikle kadınlarda ve yaşlı kişilerde sıktır. A.B.D’ de
toplumun % 0.3’ünde tam tiroid yetmezliği saptanmışken % 4.3’ünde hafif
tiroid yetmezliği bulunmuştur. Diğer bir deyimle toplumda her 20
kişiden birisinde hafif tiroid yetmezliği vardır.
Hafif tiroid yetmezliği kadınlarda yaş arttıkça daha çok görülmektedir.
50 yaşındaki kadınların % 8’inde , 70 yaşında ise % 12’ sinde hafif
derecede tiroid yetmezliği vardır.
Bu hastalarda tam tiroid bezi yetmezliğine geçiş TSH yüksekliğinin
derecesine bağlı olarak hızlanır. TSH ne kadar yüksekse o kadar hızlı
tam tiroid yetmezliğine geçiş olmaktadır. TSH düzeyi 6-12 U/L arasında
olan hastaların % 42.8’inde (yaklaşık yarısında) 10 yıl içinde tam
tiroid yetmezliği gelişirken, TSH düzeyi 12 U/L ‘den fazla olan
kişilerin % 77’sinde (çoğunda) 10 yıl içinde tam tiroid yetmezliğine
ilerleme olmaktadır.
TSH’ sı yüksek olan hafif tiroid yetmezlikli kişilerde eğer kanlarında
anti-TPO antikoru yüksek ise tiroid bezindeki yetmezlik daha hızlı
olmaktadır. Hafif tiroid yetmezlikli hastaların % 5’inde her yıl tam
tiroid yetmezliği gelişmektedir.
Hafif tiroid yetmezliği olan hastalarda çoğu zaman herhangi bir şikayet
olmaz. Bazı kişilerdeyorgunluk, kilo alma, cilt kuruluğu, enerji azlığı
ve üşüme gibi şikayetler olabilir. Bununla birlikte TSH hormonu yüksek
olan kişilerde kan yağlarında (kolesterol gibi) yükseklik olabilir ve
bu durum koroner kalp hastalığı oluşmasına zemin hazırlayabilir. Bu
kişilerin Levotiroksin ilacıyla tedavi edilmesi gerekir.
Hafif derecede tiroid yetmezliği Hashimoto hastalarında, radyoaktif
iyot tedavisi görenlerde, tiroid ameliyatı geçiren hastalarda ve
Cordarone isimli kalp ilacı kullananlarda ortaya çıkabilir. Bazen tam
tiroid bezi yetmezlikli hastalar ilaçla (Levotiroksin) tedavi olurken
ilacın dozunun az gelmesi sonucu sadece TSH yüksekliği oluşabilir.
Sigara içen kişilerde de hafif derecede tiroid yetmezliği
gelişebilmektedir.
Hafif tiroid bezi yetmezliğinde tedavi hastanın TSH düzeyine ve
birlikte anti-TPO antikor yüksekliği olup olmamasına göre ayarlanır.
TİROİD BEZİ YETMEZLİĞİNDE OLUŞAN ŞİKAYET VE BELİRTİLER
Tiroid bezi yetmezliğine ait şikayetler hastalığın şiddetine göre
değişir. Bazen hiçbir şikayet yok iken bazı hastalarda çok şiddetli
belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Bazı belirtiler özellikle yaşlı
kişilerde yaşlılığa bağlanır ve hastalık akla gelmez ise atlanır.
Tiroid bezi az çalışan ve tiroid hormonları kanda azalan bir kişide şu
belirtiler olabilir:
- Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın)
- Hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama
- Hareketlerde yavaşlık
- Sabahleyin uyanmada zorluk, daha çok uyku isteği, gün içinde uyuklama
- Üşüme veya kendini soğuk hissetme
- Terlemenin azalması
- Kuru, soğuk, kalın ve kaşınan bir deri
- Sarı veya portakal renginde bir deri
- Kuru, kaba ve kolay kırılan tırnaklar
- Saç dökülmesi, saçlarda azalma, kaşlarda dökülme
- İştah kaybı
- Kilo alma ve kiloyu verememe
- Horlama başlaması
- Kas krampları ve eklemlerde ağrı oluşması
- Kaslarda iğne batması hissi veya karıncalanma
- Kabızlık olmaya başlaması
- Göz etrafının ve göz altının şişmesi
- El, ayak ve eklemlerde şişlik
- Karpal tünel sendromu denilen el bileğinde sinir sıkışması ve ağrı
- Adet kanamalarının daha fazla miktarda olması, adetlerde kramp olması ve adet öncesi dönemin kötü geçmesi
- Bazı kadınlarda adet sıklığının azalması veya adetlerin kesilmesi
- Depresyon gelişmesi ve hiçbir şeyle ilgilenmeme
- Sesin kalınlaşması ve ses kısıklığı
- İşitmede azalma oluşması
- Guatr oluşması (Hashimoto hastalarında olur)
- Tiroid bezinin küçülmesi (tiroid bezi iltihaplarına veya Hashimotonun son evresine bağlı olarak)
- Kalp hızının ve nabız sayısının azalması
- Kan kolesterol düzeyinde artma
- Gebe kalamama (kısırlık)
- Libido (Cinsel istek) azlığı ve empotans
- Reflekslerin yavaş olması
- Kekemelik
Yukarıda
sıralanan şikayet ve belirtilerin hepsi tiroid yetmezliği olan bütün
hastalarda olmadığı gibi bu şikayetlerin olması da o kişide mutlaka
tiroid bezi yetmezliği olduğu anlamına gelmez. Bu şikayetlerin çoğu
tiroid bezi yetmezliği olmayan kişilerde de olabilir. Bu nedenle de
farkına varılmayabilir. Tiroid bezi yetmezliği olan birçok kişi
kendisinde bu hastalığın olduğunu bilmeden şikayetlerine çare bulmak
amacıyla Endokrinoloji uzmanı yerine başka doktorlara gider. Adet
bozukluğu nedeniyle kadın-doğum uzmanına, depresyon nedeniyle psikolog
veya psikiyatri doktoruna, kansızlık nedeniyle hematoloji uzmanına ve
kas ağrıları nedeniyle fizik tedavi uzmanına giden çok hasta vardır. Bu
uzmanlar tiroid bezi hastalığından şüphelenirlerse hipotiroidi
hastalığı teşhis edilir, aksi durumda ise sadece şikayete yönelik
tedavi yapılır ve hastalık düzelmez. Bazı hastalarda tiroid bezi
yetmezliği yavaş olarak geliştiğinden farkına varılması zaman alabilir.
ANTİ-TPO, ANTİ-TİROGLOBULİN VE GUATR
ANTİ-TPO ve ANTİ-TİROGLOBULİN NEDİR?
Tiroid bezi hastalıklarını teşhiste tiroid antikorları denen anti-TPO (diğer adı anti-mikrozomal antikor) ve anti-tiroglobulin
antikorları da ölçülür. Bu antikorların yüksek olması tiroid
hastalığının otoimmün hastalık denilen bağışıklık sistemi bozukluğuna
bağlı olarak ortaya çıktığını gösterir. Otoimmün hastalık vücudun kendi
dokusunu (burada tiroid bezini) yabancı bir doku olarak algılayıp onu
yok etmeye çalışmasıdır. Bu nedenle bağışıklık sistemimiz tiroid bezini
yok etmek amacıyla anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları üretir. Bu
antikorlar tiroid bezine yapışarak hücreleri tahrip eder. Vücudun neden
böyle davrandığı henüz bilinmemektedir.
Anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları en çok Hashimoto hastalığı
denen bir hastalıkta yükselir. Hashimoto hastalığı tiroid bezi
yetmezliği yapan bir hastalıktır. Toplumda bu antikorlar %10 kişide
tiroid hastalığı olmadan yüksek olarak bulunabilir.
TSH-reseptör antikoru, Graves hastalığı denen ve gözlerde büyüme yapan tiroid bezinin aşırı çalışması hastalığında kanda yükselebilmektedir.
Tiroglobulin ölçümü ise ameliyat olmuş ve tiroid bezi tamamen
alınmış tiroid kanserli hastaların izlenmesinde kullanılır. Diğer
hastalıkların teşhisinde pek kullanılmaz. Tiroglobulin düzeyinin
gittikçe artması tiroid kanserinin nüks ettiğini gösterir.
Kalsitonin ölçümü ise medüller tip tiroid kanserinin teşhisi ve
izlenmesinde faydalıdır. Kalsitonin düzeyi yüksek olan nodüler guatrlı
hastalarda medüller kanser şüphesi artar ve başka testler yapılır.
Ameliyat olan medüller kanserli hastalarda kalsitonin düzeyinin yüksek
olması kanserin vücutta bulunduğunu ve devam ettiğini gösterir.
ANti-TPO Ve Anti-Tiroglobulin Yüksekliği HASHİMOTO HASTALIĞINDA YÜKSELİR
Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı veya tıptaki adıyla ‘ ’Hashimoto tiroiditi’’ bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 1912 yılında Japon bilim adamı Akira Hashimoto
tarafından tanımlandığı için bu ad verilmiştir. Hashimoto tipi tiroid
bezi iltihabı en fazla tiroid bezi yetmezliği yapan hastalıktır. Diğer
bir deyimle tiroid bezi yetmezliğinin en önemli nedeni Hashimoto tipi
tiroid bezi iltihabıdır.
Bu hastalık otoimmün hastalıklar dediğimiz hastalıklardan birisidir.
Otoimmün hastalıklarda vücut kendi dokusunu yabancı doku olarak
algılayıp onu yok etmek ister ve vücut içinde bir savaş oluşur.
Hashimoto tiroiditinde de vücut tiroid bezini yok etmek ister.
Vücudumuz tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO antikoru
ve anti-tiroglobulin antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid bezine
bağlanarak tiroid hücrelerini harap ederler. Bu arada tiroid bezine
birçok iltihap hücresi birikir. İltihap sonucu tiroid hücreleri tahrip
olarak azalınca da bez küçülür ve hormon yapacak hücre kalmaz ve
sonunda tiroid hormon yetmezliği ortaya çıkar. Bu hastalarda yıllar
içinde tiroid bezi gittikçe küçülür. Başlangıçta ufak bir guatr ve
kanda anti-TPO antikor yüksekliği varken TSH, T3 ve T4 hormonları
normaldir. Daha sonra zaman içinde hastalık ilerledikçe önce başlangıç
halinde tiroid yetmezliği (sadece TSH yüksek, fakat T3 ve T4 normal)
sonra tam tiroid yetmezliği (TSH yüksek, T3 ve T4 hormonları düşük)
gelişir.
Hashimoto hastalığı başlangıcında tiroid bezinde büyüme yani guatr
vardır; daha sonra tiroid bezi yavaş yavaş devam eden harabiyet
nedeniyle yıllar içinde küçülerek sanki yok olur.
Kimler Risk altındadır?
Hashimoto hastalığının nasıl başladığı tam olarak bilinmiyorsa da genetik eğilim
önemlidir. Ailesel özellik gösterir. Aynı ailenin üyelerinde sık
görülür. Hashimoto tiroiditi olan hastalarda kuvvetli bir genetik geçiş
vardır ve bu hastaların birinci dereceden akrabalarında tiroid
antikorları (anti-TPO ve anti-tiroglobulin) yüksek olarak bulunur ve
hastalık ailenin diğer üyelerinde de sıklıkla ortaya çıkar. Bu nedenle
Hashimoto tiroiditi varsa ailenin diğer üyelerinde de tiroid tetkikleri
yapılmalıdır.
Hashimoto tiroidit sıklığı iyot alımı arttıkça artmaktadır. ABD ve
Japonya gibi iyot alımının yüksek olduğu ülkelerde sıklığı yüksektir.
Sıklık:
Toplumun % 2’sinde bulunur. Hashimoto hastalarının % 95’i kadındır. Tüm
yaşlarda ortaya çıkarsa da 30-50 yaş arasında sıktır. Kadınlarda
erkeklere göre 15-20 kat daha fazla görülür. Ergenlik çağındaki
kızlarda sıklığı % 0.8-1.6’dır.
Anti-TPO antikorunun kanda yüksekliği yaşla birlikte artar ve 70 yaş ve
daha büyük kadınların % 33’ünde bu antikor yüksek olarak bulunur.
Anti- TPO ve anti-tiroglobulin antikorlarının ve sadece TSH’nin yüksek
olduğu kadınlarda tiroid bezi yetmezliği yani tiroid hormon azlığı her
yıl % 5 oranında gelişir.
Şikayetler:
Çoğu hastanın hiçbir şikayeti yoktur. Bazı hastalarda küçük bir guatr
ve anti-TPO antikor yüksekliği vardır. Bazen tiroid bezi yetmezliği
(tiroid hormon yetmezliği-hipotiroidi) ile doktora başvururlar.
Yaş ilerledikçe Hashimoto’lu hastalarda hipotiroidi (tiroid bezi yetmezliği) sıklığı artar.
Hashimoto’lu hastalarda lastik sertliğinde bir guatr vardır. Çok
nadiren tiroid bezi sert olabilir. Tiroid bezinde ağrı veya hassasiyet
yoktur. Genellikle tiroid büyümesi sessiz olur ve şikayet bulunmaz. Bu
hastalar doktora genellikle guatr nedeniyle veya tiroid hormon
azlığının neden olduğu halsizlik, bitkinlik, el ve yüzde şişme, ses
kalınlaşması gibi şikayetler nedeniyle başvururlar.
Hashimoto Tiroiditi ile Birlikte Sık Görülen Hastalıklar
Hashimoto tiroiditi olan hastalarda diğer otoimmün hastalıklar sıklıkla birlikte olur. Bu hastalıklar aşağıda verilmiştir:
Graves hastalığı
Tip 1 şeker hastalığı
Addison hastalığı (böbreküstü bezi –kortizol yetmezliği)
Testis ve yumurtalık iltihabı
Paratiroid hormon azlığı
Hipofiz bezi iltihabı
B12 vitamin eksikliğine bağlı kansızlık
Vitiligo (ciltte beyaz alanlar olması)
Romatoit Artrit (küçük eklem iltihabı)
Trombosit isimli kan hücre azlığı
Myastenia gravis (kaslarda ağrı ve güçsüzlük yapan bir kas hastalığı)
Hashimoto tiroiditi; hipogonadizm (seks hormonlarında azalma), Addison
hastalığı (böbreküstü bezi yetmezliği), diyabetes mellitus (şeker
hastalığı), hipoparatiroidizm (paratiroid hormon düşüklüğü-kalsiyum
düşüklüğü) ve pernisiyöz anemi (B12 vitamini eksikliğine bağlı
kansızlık) ile birlikte sık görülür.
Çocuklarda Hashimoto hastalığı olursa büyüme gecikmesi, kemik yaşında gecikme ve yüksek kolesterol düzeyleri saptanır.
Laboratuvar Bulguları:
Hashimoto tiroiditinden şüphelenildiğinde, anti-TPO antikoru, T3, T4 ve
TSH hormon tetkiklerine bakılır. Hashimoto tiroiditli olguların
yaklaşık % 80’inde tanı konduğunda normal T4, T3 ve TSH düzeyleri
saptansa da tiroid bezinde hormon yapımı azalmaya başlamıştır.
Anti-TPO antikorlar hastaların % 95’inde ve anti-Tiroglobulin antikorlar % 60’ında yüksek olarak bulunur.
Anti-TPO antikoru yüksek hastaların % 25-50’sinde tiroid bezi
yetmezliği başlangıç halinde olabilir, yani TSH hormonu yüksek, fakat
T3 ve T4 hormonu normaldir.
Hashimoto Tipi Tiroid İltihabında Tedavi:
Hashimoto tipi tiroid iltihabını yok edecek bir tedavi şekli veya
hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yolu maalesef yoktur.
Yapılan tedavi sadece guatr ve tiroid bezi yetmezliği varsa onun
tedavisi şeklinde olur.
Guatrı olan veya tiroid bezi yetmezliği olan kişilerde tiroid hormon
ilacı levotiroksin ile tedavi yapılır ve ilaç dozu serum TSH
düzeylerini normale getirecek şekilde doktorunuz tarafından ayarlanır.
Burada amaç TSH düzeyini 1.5-2.5 IU/L olacak şekilde ayarlamaktır.
Yaşlı hastalarda veya koroner kalp hastalığı olanlarda tedaviye çok
düşük dozlarda başlanır ve 4-6 haftalık aralıklarla artırılır.
Kadınların çoğunda gebelik süresince dozda % 25-50 oranında bir artış
gerekir.
Hipotiroidi olmasa bile guatrı olan Hashimoto hastaları tiroid ilacı tedavisinden fayda görür ve guatrları küçülür.
T4 ve T3 hormonu normal, ancak TSH hormonu yüksek olan hastalarda TSH
>4 IU/L ve anti-TPO yüksek ise küçük dozda ilaç tedavisi yapılır.
Hipotiroidizm nedeniyle levotiroksin ilacını bir yıldan fazla kullanan
Hashimoto tiroiditli olguların çok azında hastalık kendiliğinden
düzelebilir. Özellikle aşırı iyot kullanımı sonrası hipotiroidi
gelişenlerde, ve doğumdan sonraki bir yıl içinde hastalığı ortaya
çıkanlarda ilaç dozu azaltılarak hastalığın düzelip düzelmediği kontrol
edilir. Bezi küçülmüş hastalarda hastalığın düzelme olasılığı yoktur.
Hashimoto Tiroiditi Olan Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar:
1) İyotlu tuz ve iyotlu öksürük şurubu kullanmayınız.
2) Selenyum kan seviyesi ölçülür ve düşükse selenyum desteği verilebilir.
3) Tiroid hormon ilaçlarını aç karna içiniz. Midenizde ağrı yapıyorsa
tok karna alın, ancak en iyisinin aç karna alınması olduğunu
unutmayınız. Aç karna alınan ilacın emilimi daha iyi olur.
4) İlacınızı her zaman aldığınız öğünde almayı unutursanız bir sonraki
öğünde alın, Bir gün önce almayı unutmuşsanız ertesi günü sabah ve
akşam 2 kez alın.
5) İlacı aldığınız öğünde başka ilaç almamaya çalışın. Özellikle
kalsiyum, demir ve mide ilaçları tiroid ilacının emilimini bozar.
6) Gebe kalmayı düşünen kadınlar doktoruna mutlaka ilaç konusunda
danışmalıdır. Gebe kalınca da tiroid ilaçları alınacaktır. Çocuğa
zararı yoktur. Tiroid ilacı almazsanız düşük riski artar. Doğum sonrası
da kontrollerinizi yaptırınız.
SELENYUM
Selenyum sağlık için gerekli olan bir mineraldir.
Selenyum protein ve DNA sentezine katkıda bulunur. Selenyum vücutta
bazı proteinlerin yapısına girer ve bunlara selenoprotein denir. Bunlar
antioksidan özelliği olan proteinlerdir ve hücreyi hasardan korurlar. Selenyum bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, antioksidan özelliği vardır ve tiroid bezinin iyi çalışmasını sağlar. Virüs üremesini engellediği için HIV tedavisi için araştırılmaktadır.
Selenyum, karaciğerimizin iyi çalışmasını sağladığı
gibi kanserden ve bazı metal zehirlenmelerinden bizi korur. Selenyumun
beyin çalışmasında da etkileri vardır. Selenyum eksikliğinde guatr oluşabilir.
İyot yetmezliği ile beraber selenyum eksikliği varsa guatr daha fazla
görülür. Selenyum yetmezliğinde psikolojik değişiklik, ve kalp kas
bozukluğu saptanmıştır.
Günlük 55 mikrogram kadar selenyum gereklidir.
Selenyum Hangi Gıdalarda Bulunur?
Bir dilim tam buğday ekmeğinde 10 mikrogram selenyum vardır. Ceviz,
et, sakatatlar, balık ve kabuklu deniz ürünleri, kepekli unlar, süt
ürünleri, sebze ve meyveler ve yumurta gibi besinlerde bol miktarda
selenyum vardır.Erkekler günde 75 mikrogram,
kadınlar ise 60 mikrogram selenyum almalıdır.Selenyum kan düzeyinin
normalde 85 mg/L olması gerekir. Bir dilim tam buğday ekmeğinde 10
mikrogram selenyum vardır. Ceviz, et, sakatatlar, balık ve kabuklu
deniz ürünleri, kepekli unlar, süt ürünleri, sebze ve meyveler ve
yumurta gibi besinlerde bol miktarda selenyum vardır.Proteinden
fakir beslenenlerde selenyum yetmezliği sık görülür ve tiroid bezinin
salgıladığı hormonlar vücutta yeterince etki edemezler. Bir dilim tam
buğday ekmeğinde 10 mikrogram selenyum vardır. Bu nedenle beyaz ekmek
yerine tam buğday ekmeği yenmelidir. Ceviz, kırmızı et, balık ve
kabuklu deniz ürünleri, kepekli unlar, süt ürünleri, sebze ve meyveler
ve yumurta gibi besinlerde bol miktarda selenyum vardır. Selenyumun
fazla alınması ise zararlı olmaktadır. Günlük 400 mikrogramdan fazlası
zararlıdır. Yüksek dozda selenyum alınırsa T3 hormonu azalır ve TSH
hormonu artarak hafif tiroid yetmezliği gelişir ve kilo alınır.
Selenyum eksikliğinde vücutta E vitamini azalır ve tiroid bezi iltihabı
daha sık görülür. Bu nedenle selenyum ve E vitamini birlikte vermek
daha faydalıdır
Selenyum Eksikliği:
Şeker hastalarının
kanlarında selenyum düzeyi sıklıkla düşüktür. E vitaminiyle beraber
alınan selenyum, şeker hastalığın organlarda yaptığı hasarı azaltır. C
vitamini, selenyum ve E vitamini birlikte daha iyi antioksidan etki
gösterirler.
Yaşlılarda selenyum eksikliğine bağlı olarak kas güçsüzlüğü olduğu saptanmıştır. Bu nedenle kas güçsüzlüğü olanlarda kan seviyesini ölçmek gerekir.
Selenyum eksikliği sadece damardan beslenen
hastalarda görülebilir. Bu hastalardaki kardiyomyopati denen kalp kas
hastalığı ve kas fonksiyon bozukluğu selenyum eksikliğine bağlıdır.
Çin’de kardiyomyopati denen kalp kas hastalığı ile birlikte görülen
Keshan hastalığı selenyum yetmezliği nedeniyle oluşur.
Selenyum Tedavisi:
Hashimoto denilen tiroid hastalarında antikor
yüksekliğini azaltmak için selenyum verilmektedir. Ancak bu tedavinin
kan selenyum düzeyine bakılarak yapılmasında fayda vardır. KAN SELENYUM DÜZEYİNE BAKMADAN EZBERE SELENYUM İLACI ALMAYINIZ. VUCUDA ZARAR VERIR.
Bağışıklık sistemini destekleyen selenyum kanda eksik ise verilmelidir.
Selenyum eksikliğinde kanser riskinin arttığı saptanmıştır. Selenyum alanlarda kanserden ölüm oranında azalma saptanmıştır.
Selenyum verilmesinin kalp hastalığından koruduğu ispat edilememiştir.
Selenyumun Fazlası Zararlı:
Selenyum rastgele alınacak bir mineral değildir. Kan
seviyesine bakılarak alınmalıdır. Yüksek doz selenyum vücutta zararlı
etkiler yapar. Bu yan etkiler saç dökülmesi, tırnak kırılması,
yorgunluk, karaciğer hasarı, bağırsaklarda bozukluk, dalak büyümesi ve
cilt iltihabıdır. Özellikle günde 400 mikrogramdan fazla alınması
zararlıdır. Kan selenyum seviyesi devamlı 137 mikrogram/dl üzerinde
olan kişilerde diyabet (şeker hastalığı) gelişme riski artmaktadır.
KAYNAK: Prof Dr Metin Ozata, Vitamin, Mineral, Bitkisel Urun Kullanım Rehberi, 2008, Gurer Yayınları |