|
İNSÜLİN DİRENCİ
İNSÜLİN
İnsülin hormonu fazlalığı ve iyi
çalışmaması yaşlanmayı artıran önemli bir nedendir. Özellkle şeker
hastalarında yaşlanmanın hızlandığı bilinmektedir. İnsülin yükseldiği
azaldıkça yağ kaybının arttığı, enerjinin arttığı, yaşlanmanın
yavaşladığı, kan basıncının azaldığı, kolesterolün düştüğü ve genel
sağlığın iyileştiği saptanmıştır. İnsülini azaltmak için uygun beslenme
(biz buna glisemik indeks diyeti diyoruz), egzersiz ve metformin gibi
ilaçlar kullanmak gerekir. İnsülin yüksekliği hipertansiyon, obezite,
kalp hastalığı, kanser ve metabolik sendrom denen hayatı kısaltıcı
hastalıklara neden olmaktadır.[/font]Yaşla birlikte kilo artımının bir nedeni, kanda pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu ile böbreküstü bezinden salgılanan kortizol
hormonunun artmasıdır. Her iki hormon çeşitli mekanizmalarla yağ
birikimi artırmaktadır. Aslında bu hormonlar yağların parçalanmasını
veya erimesini engelleyerek yağ miktarının artmasına neden olurlar.
İnsülin hormonu, midenin altında bulunan pankreas bezindeki beta
hücrelerinden salgılanır. Pankreas bezinden insülin salgılanması kan
şekeri seviyesine göre ayarlanır. Kanda şeker artınca ilk 1-2 dakika
içinde pankreasdan insülin salgısı hızlı olur ve buna ‘’ilk faz insülin salgısı’’ denir. Bu salgı 3-7 dakika sürer. Daha sonra ikinci faz denen salgı oluşur ki, bu yavaş bir salgılanmadır ve devamlıdır.
Vücudumuz kendisi için gerekli olan enerjiyi yediğimiz gıdalardan elde
eder. Yemek yedikten sonra gıdalar bağırsaklarda parçalanır ve ufak
şeker parçalarına dönüşür ve bağırsaktan emilerek kan akımı yoluyla
vücudumuza dağılır. Enerji sağlanması için kan şekerinin, kas,
karaciğer, yağ ve beyin gibi dokular başta olmak üzere hepsine girmesi
gerekir. Kandaki şekerin hücrelere girmesi pankreas bezinden salgılanan
insülin hormonu sayesinde olur. Bir bakıma insülin enerjinin
depolanmasını sağlayan bir hormondur. İnsülin hormonu yoksa veya olduğu
halde etki gösteremiyorsa şeker hücreye giremediğinden kanda birikir ve
şeker hastalığı ortaya çıkar. Kan şekerinin ayarlanmasında insülin çok
önemli olmasına rağmen diğer hormonların (glukagon, adrenalin gibi) da
kısmi etkileri vardır.
Obezite yani kilo almaya neden olan hormonlardan birisi kanda insülin
hormonunun yemek sonrası yüksek olmasıdır. Yüksek glisemik indekse
sahip yani kan şekerini hızlı yükselten karbonhidratların devamlı fazla
yenmesi kanda insülin hormonunun hep yüksek olmasına, doygunluğun kısa
süreli olmasına, acıkma ataklarına ve kilo almaya neden olur. Kandaki
aşırı insülin kilo almanızın en önemli nedenidir. Bu nedenle kanda
insülin düzeyini normal sınırlarda tutmak kilo vermenizi sağlamaktadır.
Kanda yüksek olan insülin önceleri kan şekerini
hücrelere sokar, fakat daha sonra bu görevini yapamaz hale gelir. İşte
insülin hormonunun yeterince etkili olamamasına İNSÜLİN DİRENCİ
(Rezistansı) adı verilir. İnsülin direnci’ni kan damarıyla hücre arasında bulunan bir duvar olarak düşünebilirsiniz. Bu duvar (insülin direnci) kandaki glukozun kas ve yağ hücresine girmesini önler. Duvar yükseldikçe (insülin direnci arttıkça) kan şekerinin hücreye girmesi için daha fazla insülin salgılanması gerekir. Pankreasdan salgılanan insülin
hormonu salgısı, belirli bir süre sonra pankreas bezinin çok
çalışmaktan dolayı yorulması nedeniyle azalır ve şeker hastalığı ortaya
çıkar. Bu süreçte önce reaktif hipoglisemi (acıkma atakları), gizli şeker ve sonra aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar.
İnsülin direncinin etkili olduğu yerler kaslar ve
karaciğerdir. Kandaki şeker kaslar ve karaciğer tarafından çok miktarda
alınır. Eğer direnç varsa yani insülin yeterince etkili değilse yemek
sonrası kanda artan şeker kas ve karaciğere giremediği için kanda
birikmeye başlar ve kan şekeri yükselir.
İnsülin hormonu yağ dokusundan yağların çözülmesini
engelleyen bir hormondur. İnsülin etkisi azalınca yağ dokusundan yağlar
çözülmeye başlar ve kanda yağ asitleri veya yağlar artmaya başlar.
Karaciğerde oluşan şeker üretimi sağlıklı kişilerde
insülin hormonu tarafından baskılanır. Şeker hastalarında ise insülin
etkisi olmadığından karaciğerden de aşırı miktarda şeker üretilir ve
kan şekeri yükselir. Açlık kan şekeri 100 mg/dl ‘yi geçtiği andan
itibaren karaciğerde şeker üretimi artmış demektir.
İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazladır ve o
yüzden kilo arttıkça bu direnç artar ve şeker hastalığı görülme
olasılığı artar. Özellikle yağın karında iç organlar etrafında
birikmesi şeker hastalığı riskini iyice artırır.
Yağ dokusundan çözünen yağ asitlerinin kanda çok
artması hem insülinin çalışmasını bozar hem de bu yağların
depolanmaması gereken pankreas gibi dokularda depolanması da şeker
hastalığı gelişimine katkıda bulunur.
Yağ dokusundan salgılanan leptin, adiponektin,
TNF-alfa gibi hormonların fazla veya azlığı da şeker hastalığı
gelişimine katkıda bulunur.
Yüksek insülin düzeyleri sizde şu sıkıntılara ve şikayetlere neden olur:
a)Sık acıkma ve şekerli gıdalar yemeye neden olur
b)Sabah yorgun kalkarsınız ve kendinizi gün boyu yorgun hissedersiniz. Özellikle öğleden sonraları bitkin olursunuz.
c)Daha sabırsız ve öfkeli olursunuz
d)Enerjiniz azalır, halsiz, bitkin ve yürüyecek haliniz kalmaz
e)Yemeklerden sonra uyku basar ve gün içinde uyuklamalar olur
f)Konsantre olamazsınız, beyin faaliyetleriniz zayıflar, sersemlemiş vaziyette gezersiniz.
g)Horlama ve uyku bozuklukları sıktır
İnsülin yüksekliğinin belenmeyle ilgili iki önemli nedeni şunlardır:
1)Bir öğünde aşırı karbonhidrat yemek
2)Bir öğünde aşırı kalori almaktır.
Karbonhidratların fazla alınması insülin salgılanmasını artırdığı gibi
kalorinin fazla alınması da yağ oluşmasına neden olacak şekilde insülin
yüksekliği oluşturur.
|